Page 198 - hnc_hikaye_yarismasi
P. 198
Hasan Nail Canat Hikâye Yarışması
“Toprağını yadırgama, her yer Vatan toprağıdır, sıkı sıkı tutun hayata,”
derdi de öyle ayrılırdı yanımızdan. Ben de bir gayretle sarılırdım hayata, sıkı
sıkı tutunurdum toprağa, kendimden çok onun için. Tabi kiraz ağacının yar-
dımı da işimi kolaylaştırdı. Onun güçlü kökleri benim cılız köklerimi korurdu.
Üzerime düşen gölgesi güneşin kızgınlığından, yaprakları canımı acıtabilecek
yağmur damlalarından korurdu.
O şefkatliydi, o güçlü ve ben ona hayrandım. Gökyüzüne tutunan dalla-
rına, yapraklarına… Hayrandım. Benimle bir kelime konuşsun diye heyecanla
beklerdim lakin o hep sustu. Can suyu çekiliyormuş gibi susardı. En Sevdiğim,
her sabah yanımıza gelirdi de Kiraz ağacına, neyin var, diye sormazdı. Usulca,
“Sabret,” der arkasına bakmadan uzaklaşırdı. Kimse görmüyor muydu kiraz
ağacının acısını? Yaz başında sararan yapraklarını kimse görmüyor muydu?
Görmüyordu.
Kiraz ağacının dallarına yuva yapan kuşlar, neşeli şarkılar söyleyen kuşlar bile
görmüyordu. Dayanamadım bu acıya kayıtsız kalmalarına ve bir gün öfkeyle
bağırdım bu kuşlara,
“Çıkın gidin başka bir yerde söyleyin şarkınızı.” dedim. İçlerinden biri
yanıma geldi ve
“Nasıl gideriz, nereye gideriz?” dedi.
“O üzgün ama siz şarkı söylüyorsunuz. Nereye giderseniz gidin.” dedim.
“Biz söyleyeceğiz o unutacak.”
“Neyi?”
“Çiçeklerini.”
“Hangi çiçekleri?”
“Sen bilmiyor musun? Bu kiraz ağacı baharı müjdeler. Çiçek açarak herkese
duyurur baharın geldiğini fakat çiçekleri meyveye durmaz, dökülür. En güzel
hâllerinde dökülür.” dedi ve uçtu gitti.
Böyle bir acıya ne söylenebilir ki! Ben toprağa tutunmak için uğraşırken o...
Ben hayat için sevinirken, o... O, söylenmesi en zor olanı yaşıyormuş.
198